SEKTÖR BÜLTENİ - KÜPE 30.04.2012
Haber Tarihi : 03.05.2012
Alaçatı'yı şişeye koydu
Destek Patent Ege Bölge Müdürü olan Süleyman Zemin, eski Alaçatı taş evleri ve yeldeğirmeni görünümünde ürettiği şişelere zeytinyağı koyup beldeyi hem yerli hem yabancılara tanıtmak için harekete geçti.
Zemin, Alaçatı ve Çeşme markasıyla ilk defa damla sakızlı kolonya ve diğer gıda ürünleri de üreteceğini belirterek, "Alaçatı çok güçlü bir marka. Bu markanın altında hem sağlıklı yaşamın simgesi zeytinyağını hem de İzmir'i sembolize edecek turistik figürleri pazarlayacağız. İnsanlar İzmir'den evlerine dönerken, buraya özgü hediyelik eşyalar da götürmüş olacak" dedi.
Destek Patent Ege Bölge Müdürü olan Süleyman Zemin, "Marka ile ilgili firmalara 15 yıldır danışmanlık yapıyorum. Bugüne kadar 4 bin markaya danışmanlık yaptık. Bu markaların yarısına yakınıyla bizzat ilgilendim. Bu kadar bir tecrübeden sonra bir ticaretin nasıl yapılacağını çok iyi öğrendim. Zeytinyağı sektörüyle de yakından ilgiliyim. Hem marka tecrübemi hem zeytinyağı sevgimi birleştirip tüketiciye farklı bir ambalajda zeytinyağını sunmak için harekete geçtim" diye konuştu.
Her şey organik
Projeyi hayata geçirirken marka konusunda araştırma yaptığını dile getiren Zemin, bir girişimcinin Alaçatı ve Çeşme markalarını satışa çıkardığını, bu markalara kendisinin talip olduğunu söyledi. Zemin, "Dünyada coğrafi yerler markalaşıyor. Şehirler, kasabalar hatta köyler marka oluyor. Ben de Çeşme'deki yazlığım nedeniyle hafta sonları o bölgeye gidiyorum. Alaçatı'nın çok ciddi bir değer ve iyi marka olabileceğini düşünüyordum. Hemen satışa çıkarılan bu markaları satın aldım. Alaçatı markası adı altında zeytinyağı, organik gıdalar, kozmetik ürünler, hediyelik eşya, Çeşme markası altında ise kozmetik ürünler üretme hakkını kazandım" dedi.
Alaçatı markasıyla naturel sızma zeytinyağı, zeytin, kurutulmuş domates, enginar, sabun, damla sakızlı krem, doğal şampuanlar üreteceğini vurgulayan Zemin, Türkiye'de ilk defa damla sakızlı kolonya üreteceklerini de vurguladı. Çeşme'nin limonunu, lavantasını da kolonya haline getireceklerini kaydeden Zemin, şöyle devam etti: "Markadaki hedeflerimizden biri tüketicinin günlük yaşamda kullandığı gıda ve kozmetik ürünleri meşhur marka sınıfına getirmek. Ürünlerimizin tamamı insana zararı olmayan, organik ürünler olacak. Bu markayı hiçbir şekilde doğal olmayan ürünlerde kullanmayacağız. Aynı zamanda tüm ürünlerimiz yarımadaya özgü olacak. İlk ürünleri önümüzdeki günlerde piyasaya sunacağız. İlk önce 'www.alacatinaturel.com' sayfamızdan online satacağız. Aynı zamanda İzmir, Çeşme ve Alaçatı'daki satış noktalarımızda olacak. Bölgedeki her festivalde yer alıp, ürünlerimizi tanıtacağız."
Kaynak: Yeni Asır Gazetesi 29.04.12
Zeytinyağında doğru bilinen yanlışlar
Son günlerde bazı gıda ürünlerinin kalitesi konusunda soru işaretleri doğuran gelişmeler yaşanırken, hakkında en çok spekülatif bilginin olduğu ürünlerden biri olan zeytinyağı konusunda da toplumda doğru olarak bilinen yanlışlar söz konusu.
Bazı tüketiciler zeytinyağının donmasının ve renginin koyu olmasının kaliteli, bazı tüketiciler ise bu durumun kalitesiz olduğunu gösterdiğini düşünür. Ancak bunların aksine zeytinyağının donması ya da donmaması, renginin açık ya da koyuluğunun kalite göstergesi olmadığı, bu tür özelliklerin tamamen zeytinin yetiştiği bölgeyle ilişkili olduğu belirtiliyor.
Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Yönetim Kurulu Üyesi olan zeytinyağı tadım uzmanı Ümmühan Tibet, konuya ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, zeytinyağında çok komplike analizler yapıldığını, normalde tüketicinin zeytinyağının saf ve kaliteli olduğunu görünüşüne, rengine ve kokusuna bakarak anlamakta zorlanacağını, bu konuda tam teşekküllü laboratuar kontrolü gerektiğini söyledi.
Tüketiciler arasında zeytinyağı konusunda yoğun spekülasyon olduğunun altını çizen Tibet, kalitede ”dolaba koydum donmadı” ya da ”donduğuna göre saf zeytinyağıdır” demenin hatalı olduğunu, natürel zeytinyağının donup donmamasının yağın çıkarıldığı fabrika koşulları, zeytin çeşidi ve yetiştiği yerin koşullarına bağlı olduğunu kaydetti.
Zeytinyağının rengine bakarak açık yeşil yağların kaliteli, koyu yeşil yağların kalitesiz olduğu gibi tanımlamaların da yapılamayacağına dikkati çeken Tibet, zeytinin yetiştiği toprağın özellikleri ve hasat zamanının yağın rengini etkilediğini ifade etti.
Zeytinyağında diğer yemeklik yağların karışması nedeniyle kalite problemi yaşanabileceğini, ancak halk sağlığını tehdit edecek bir problemin söz konusu olmadığını belirten Tibet, bu durumda tüketicinin aldatılmış, verdiği fiyatın karşılığını almamış olacağını söyledi.
”Meyve suyu gibi zeytin meyvesinden elde edilen tek yağ”
Piyasada genellikle natürel sızma ve riviera olmak üzere iki tür zeytinyağı bulunduğunu anlatan Tibet, rafine edildikten sonra natürel yemeklik zeytinyağı ilave edilerek elde edilen riviera zeytinyağının içinde kesinlikle başka bitkisel yağ bulunmadığını, sadece rafine işleminden geçtiğini, bundan dolayı riviera zeytinyağının en kaliteli diğer bitkisel yağlardan daha kaliteli bir yağ olduğunu vurguladı.
Natürel sızma zeytinyağının doğada meyve suyu gibi zeytin meyvesinden sıkılarak elde edilen tek yağ olduğunun altını çizen Tibet, şunları kaydetti:
”Dolayısıyla zeytinin yetiştiği bölgenin bütün iklim, toprak özellikleri, hasat zamanı ve hasat şekli zeytinyağının duyusal özelliklerini etkileyecektir. Natürel sızma zeytinyağında zeytinin meyvemsi kokusu, acılığı ve yakıcılığının hissedilmesi gerekir. Yendikten sonra genizde yakma, dil üzerinde acılık yapar, koklandığı zaman zeytin kokar. Bazen bir çiçek kokusu, bazen enginar ya da taze çimen kokusu olabilir. Zeytin ağacı, çok iyi bir orkestra gibi her yıl farklı tatlar verebilir. Aynı zeytin ağacından o yılın iklim koşullarına bağlı olarak çok farklı aromalar hissedilebilir. Natürel sızma zeytinyağında küf, toprak, zeytin karasuyunun kokusu, ekşimsi gibi fermente koku gibi kusurları asla hissetmemeleri gerekiyor. Eğer böyle kusurlar hissediliyorsa, bu yağın kalitesi düşüktür.” Ümmühan Tibet, natürel sızma zeytinyağının asit oranının yüzde 0,8’den fazla, natürel birinci zeytinyağında ise asit oranının yüzde 2’den fazla olmaması gerektiğini, yüzde 2 ve üzeri asitli zeytinyağların Türkiye ve AB ülkelerinde yemeklik özelliğini kaybeden yağ olarak nitelendirildiğini belirtti.
Kuzey Ege yöresinde yetişen zeytinlerden elde edilen yağların daha hafif, güney Ege’deki zeytinyağının ise daha yoğun ve daha kalıcı tada sahip olduğunu ifade eden Tibet, eğer gün ışığından korunabiliyorsa cam şişede bulunan zeytinyağının alınmasını tavsiye ettiklerini söyledi.
Kaynak: Milliyet Gazetesi 26.04.12
Tanrıkulu zeytini Meclis’e götürdü
MHP İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu; zeytinyağı sektörünün uzun süreden bu yana devam eden sorunları hakkında TBMM’de Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanına iki ayrı soru önergesi verdi.
Kenan Tanrıkulu zeytincilik kanununun 10 yıldır başta Maden Kanunu Değişikliği çerçevesinde olmak üzere birçok kez AKP tarafından değiştirilmek istendiğini hatırlattı. Tanrıkulu “Bu değişikliklerle bundan sonra zeytinlik sahaları içinde madencilik, petrol ve doğal gaz faaliyetlerinde bulunulabilecek. Diğer yandan; Zeytinyağda görülen tağşiş uygulaması nedeniyle sektörden ve tüketicilerimizden gelen şikâyetler sürekli artmaktadır” dedi.
Kaynak: Milliyet Gazetesi 26.04.12
Madencilik lobisine teslim oldunuz
Milliyetçi Hareket Partisi İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu, zeytinyağı sektörünün uzun süredir devam eden sorunları hakkında Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker’in yanıtlaması istemiyle 2 ayrı yazılı soru önergesi verdi. Madencilik yönetmeliğini ve tağşişi konu alan MHP’li vekilin hedefinde Tarım Bakanı vardı
“Bakanlık, madencilik lobisine teslim oldu”
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nı zeytincilik sektörüne getirilmek istenen olumsuzlukları Kanun değişikliği ile çözemeyen ve madencilik lobisine teslim olmakla suçlayan Tanrıkulu, 3 Nisan’da Bakanlığın teslim bayrağını çektiğine işaret etti.
3 Nisan’da hayata geçti
Tanrıkulu, “Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bu kez Yönetmelik değişikliği ile bu olumsuzlukları ‘3 Nisan 2012 tarihinde Zeytinciliğin Islahı, Yabanilerinin Aşılattırılmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’ ile hayata geçirmiştir. Bakanlık tarafından yapılan bu değişikliklerle bundan sonra zeytinlik sahaları içinde “madencilik, petrol ve doğal gaz arama ve işletme, savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçlar” faaliyetlerinde bulunulabilecek” ifadelerini kullandı.
İşte Tanrıkulu’nun soruları
“sektörün itirazlarını dikkate almadınız?”
1-) Madencilik lobisinin isteği doğrultusunda 4 kez Kanun değişikliği ile denenip, en son yönetmelik değişikliği ile yürürlülüğe geçirilen ve zeytinciliğimize büyük sekte vuracak bu değişikliklerin Maden Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 5995 Sayılı Kanun yapılmasının nedeni nedir?
2-) Zeytin ve zeytinyağı sektörü temsilcileri Bakanlığınıza hangi tarihlerde bu yönetmelik ile ilgili şikâyetlerini iletmişler, bunların sonucunda hangi işlemler yapılmıştır?
3-) Yönetmelikteki değişiklere itiraz eden zeytin ve zeytinyağı sektörü temsilcilerinin bu itirazları neden dikkate alınmamıştır?
4-) Yönetmelik ile getirilen değişiklikleri konu alan ve iptali yönünde birçok yargı kararı bulunmasına rağmen, böyle bir değişiklik ile hukuk kararları hiçe mi sayılmaktadır?
5-) Yönetmelikteki değişikliklere gerekçe gösterilecek hangi bilimsel çalışma, kimler tarafından hangi bilimsel kriterlere göre nerelerde yapılmış, sonucu ne olmuştur?
6-) Yönetmeliği zeytin ve zeytinyağı sektör temsilcilerinin isteği doğrultusunda tekrar ne zaman değiştirmeyi düşünmektesiniz?
“İhracat yapılan ülkelerden tağşiş uyarısı geldi mi?”
1-) Gıda ürünlerinin üzerindeki Bakanlığınızın vermiş olduğu üretim izninin güvenilirliği, hangi sıklıkla ve hangi metotlarla denetlenmektedir?
2-) Zeytinyağdaki tağşiş konusunda Bakanlığınıza hangi tarihte, nerelerden hangi şikâyetler gelmiş, sonuçları ne olmuştur?
3-) Zeytinyağdaki tağşiş hakkında Bakanlığınız hangi önlem ve tedbirleri almış veya alacaktır?
4-) Piyasada tüketicilerimize satılan zeytinyağın saflığını tüketicilerimiz ne şekilde anlayacaklardır?
5-) Tağşiş yüzünden ihracat yapılan ülkelerden, ülkemiz herhangi bir uyarı almış mıdır?
6-) 2002 yılından bu yana hangi firmalara, hangi kriterler kapsamında, hangi tarihlerde üretim izni verilmiştir?
Kaynak: zeytinagacıdergisi.com 25.04.12